|
|
|
|
|
|
ETAP1 : ASYA
 |
 |
 |
| Başlangıç: Nisan 2009 Başı |
 |
| Ülkeler: |
 |
|
|
 |
| Toplam: 16900 km. |
 |
| Süre: 5,5 Ay |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ETAP3 : GÜNEY AMERİKA
 |
 |
 |
| Başlangıç: Ağustos 2010 Başı |
 |
| Ülkeler: |
 |
| Kolombiya | | Ekvador | | Peru | | Bolivya | | Arjantin | | Şili | | Arjantin |
|
 |
| Toplam: 13800 km. |
 |
| Süre: 3 Ay |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ETAP4 : AFRİKA
 |
 |
 |
| Başlangıç: Ocak 2011 Ortası |
 |
| Ülkeler: |
 |
| Güney Afrika Cumhuriyeti | | Namibya | | Angola | | Dem. Kongo Cumhuriyeti | | Kongo Cumhuriyeti | | Kamerun | | Çad | | Nijer | | Mali | | Senegal | | Moritanya | | Fas | | Cebelitarık (İspanya) |
|
 |
| Toplam: 19700 km. |
 |
| Süre: 3,5 Ay |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ETAP5 : AVRUPA
 |
 |
 |
| Başlangıç: Mayıs 2011 Ortası |
 |
| Ülkeler: |
 |
| İspanya | | Fransa | | İtalya | | Slovenya | | Hırvatistan | | Bosna Hersek | | Montenegro | | Arnavutluk | | Yunanistan | | Türkiye |
|
 |
| Toplam: 4500 km. |
 |
| Süre: 1 Ay |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
;;
|
|
|
|
 |
ARAÇ VE HAZIRLIK ...
|
|
Böyle bir seyahate nasıl bir arabayla çıkmak isterdiniz? Bir limuzin? Bir Humvee? Lüks bir minibüs? Sizi bilmem ama, benim tercihim belli: Bir Land Rover Defender 110. Nedenlerini önceki seyahatime ait www.turafrika.com sitesinin "Araç" bölümünde okuyabilirsiniz. Burada tekrar anlatmayacağım. Peki, neydi o seyahatteki arabamın özellikleri, kısaca tekrarlayayım:
Araç, Otokar Otobüs Karoseri A.Ş.'nin Arifiye'deki tesislerinde özel olarak üretilmiş bir Land Rover 110 HT (Hard Top). Bu araç, 2 kişilik, yani önde yalnızca sürücü ve bir yolcu koltuğu bulunan, arka bölümü camsız ve piyasada "van tipi" tabir edilen bir model. Ruhsatında "Kapalı Kasa Kamyonet/Arazi Aracı" olarak tanımlanmış. Standart olarak, 300Tdi olarak bilinen, 2,5lt hacminde, 111hp gücünde, turbo ve arasoğutucu (intercooler) takviyeli bir motora sahip; dört tekerlekten çekişli, arazi şanjmanı ve orta diferansiyeli olan bir araç. Bu standart özelliklerine, Otokar'da 2005 yılındaki üretimi sırasında aşağıdaki ilaveler yapılmıştı:
- Özellikle kum ve ağır çamur koşullarında aracın kendi-kendini kurtarmasına yardımcı olacak 3.5 ton kapasiteli Warn M8274-50 burun vinci ve bir çift kum/çamur paleti ilave edildi.
- Arazi koşullarında oluşabilecek ufak-tefek çarpmalarda arabanın yürümesini engelleyecek bir hasarın oluşmasını önlemek için ön koruma demiri (nudge bar) yapıldı.
- Engebeli arazide yerdeki taş ya da kayalardan oluşacak darbelerden motorun karterini korumak amacıyla karter muhafaza sacı takıldı (gereğinden biraz sağlam ve tabii ağır oldu ama...).
- Motor emiş manifolduna/filtreye; toprak yolda aşırı toz ve derin su geçişlerinde suyun girmesini önlemek için yükseltilmiş hava emişi (şnorkel) takıldı.
- Yine derin su geçişlerinde akslara, havalandırma deliklerinden su kaçmasını engellemek amacıyla hortumlar ilave edilerek havalandırmalar yükseltildi.
- Her ne kadar gece yolculuğu kesinlikle planlanmıyorsa da, olası gece seyirlerinde kullanılmak üzere, 1 çift Hella 500 seyir, 1 çift de Hella 500 sis lambasından oluşan ilave ışık kaynakları monte edildi.
- İlave 2 stepne ile çeşitli bagajın yerleştirilmesi ve ayrıca tente, ilave lambalar, kum/çamur paletleri gibi aksamın monte edilebilmesi için tavana bir portbagaj yapıldı.
- Aracın yakıt ikmali yapmadan daha uzun süre yol almasını sağlamak amacıyla 4 adet 20'şer litre kapasiteli çelik yakıt bidonları (jerry can) ve bu bidonların yerleştirileceği, özel olarak tasarlanmış ‘bidon dolapları' aracın her iki yanına yapıldı.
- Bu nitelikte zor koşullarda yapılacak bir seyahatte ağır şartlara dayanıklı sağlam lastikler seçildi: Michelin XZY 7.50R16
- Dışarıdan gelebilecek her türlü darbeye karşı çamurluk üstü koruma sacları ve lamba koruma kafesleri monte edildi.
Evet! 2005 yılında, ilk Afrika yolculuğuma başlamadan önce, aracın fabrikadan çıktığı hali böyleydi. Ben tabii bu haliyle yetinmeyip, daha bir takım ilaveler yapmıştım:
- Yol boyunca, yerleşim yerlerinden uzakta, özellikle çöl bölgelerinde yapılacak seyir ve konaklamalarda ihtiyaç duyulacak su için gereken toplam 94 litre kapasiteli 2 adet su deposu ile, bu suyu pompalamak ve içme suyu kıvamında temizleyecek olan arıtma sistemi için yeterli basıncı sağlamak için bir hidrofor (Jabsco PAR-MAX 4),
- 6 aylık tek başına yapılacak bir seyahati az da olsa katlanılabilir kılmak için, sarsıntılı ve tozlu, aynı zamanda gürültülü yol koşullarında dinlenebilecek niteliğe sahip bir müzik sistemi (bunun için bir i-Pod ve bunu bağlayabileceğim 2x25W'lık bir amplifikatörle, bir çift 60W'lık Alpine hoparlör),
- Yol boyunca ihtiyaç duyacağım içecek ve yiyecekleri soğuk, ‘buz gibi' saklamak için bir buzdolabı (Waeco CoolFreeze CF-40),
- Bilgisayarım ve bazı elektrikli el aletlerinin enerji gereksinimi için 12V DC enerjiyi 220V AC enerjiye çeviren 600W'lık bir invertör (ASP Domino 05/12),
- Arkadaki ‘yaşam mekanı'na bir aydınlatma lambası (Hella),
- İlave tüm elektrikli aygıtlar için, starter aküden bağımsız bir ‘hizmet aküsü' (Sonnenshein Dryfit A400, 65Ah) ve her iki aküyü birbirinden bağımsız olarak şarj etmek için izolasyon diyotu,
- Konumumu ve yolumu, uydu sinyallerini kullanarak bulmam için bir GPS cihazı (Garmin GPSmap 276C) ve buna ait harici anten,
- Neredeyse tüm seyahatim boyunca kullanabileceğim ve internet bağlantımı sağlayacağım bir uydu telefonu (Thuraya),
- Yaşam bölümünü, dışarıdan güvenlik anlamında izole edecek, gerektiğinde şoför mahalline geçişi sağlayacak kilitli bir kapısı da olan kafesli çelik bölme,
- Uzun yolculukların ardından altında dinlenmek ve güneşten korunmak için kullanacağım, portbagajın yanına monte edilen, 1.65 metre uzunluğunda ve 2.50 metre açılabilen bir tente (Omnistore),
- Ve son olarak, insansız bölgelerde, arabanın içinde rahat bir uyku uyuyabilmek için tasarlanmış, gerektiğinde açılarak altındaki ‘kargo bölümüne' ulaşılmasını sağlayan yatak.
Tabii, bu ekstra ekipmanlardan elektrikle çalışanları için gereken tesisat, sigorta kutuları, kumanda kutuları v.s. montajları da ayrıca yapıldı.
Afrika seyahati, tüm bu ilavelerle ilgili tecrübeler kazanmamı sağladı. Bu tecrübelerin en önemlisi, arabanın içerisinde uyumanın hiç de öyle tahmin ettiğim gibi "rahat" olmadığıydı. Dolayısıyla, yeni seyahatle ilgili en büyük değişiklik bu konudadır. Diğer değişiklik ve ilaveler de yine Afrika seyahati tecrübelerim ışığında yapılmıştır.
Kısaca, son yapılan değişiklik ve ilavelere değinelim:
- Klima! Afrika'yı bir uçtan bir uca klimasız geçtikten, sıcağı iliklerimde hissetmenin ötesinde serinlemek için sürekli camlar açık seyahat ettiğim için tozu da arabanın ve eşyaların en ince deliklerine kadar doldurduktan sonra, böyle bir seyahatte klimanın olmazsa olmazların başında geldiğini anladım. Otokar sayesinde, Sütrak ücretsiz bir klima sağladı. Böylece Sütrak da proje destekçileri listemde hak ettiği yeri alıyor.
- Otokar'ın bana bir hediyesi de Eberspächer Airtronic hava ısıtıcısı. Onlar, programımda Sibirya olduğunu görünce kendiliklerinden bir ısıtıcıya, ama, motor ısıtıcısına ihtiyaç duyacağımı düşünmüşler. Bunun için bana Hydronic modelini önermişlerdi; soğuk ortamlarda (-10-20°C) motoru çalışmadan önce ısıtmak ve rahat çalışmasını sağlamak için, motor suyu devresine takılmak üzere. Benim o kadar soğuklarda işim olmadığından, onun yerine zavallı, kifayetsiz kaloriferime yardımcı olması için Airtronic modelini tercih ettim. Şimdi, arabanın içi fırın gibi oluyor. Soğuk ve rutubetli havalarda camlardan eksilmeyen buğu problemi de böylece çözüldü.
- Lastiklerim değişti. Michelin XZY'den önceki seyahatimde çok memnun kalmıştım. Yaklaşık 30,000km boyunca o ağır şartlarda bir kere dahi patlamadığı gibi çöl şartlarında da son derece başarılı idi. Ancak, bu seyahatin özellikle Asya bölümünde daha fazla çamur kabiliyeti olan lastiklere ihtiyacım var. O nedenle yine Michelin ama, bu sefer derin olukları olan, çamura uygun XZL tipini seçtim. Michelin/Türkiye bu lastikleri bayilere dağıtmak üzere getirmiyor. Otokar, zırhlı araçlarında kullandığı bu lastiklerin tek müşterisi; sağ olsunlar, temininde bana yardımcı oldular. Stepnem bu sefer 3 yerine 2 tane.
- Arabanın içerisinde uyumak bir eziyete dönüştüğü için, önceki seyahatte çok az kullanabildim araba-otelimi. O nedenle, sonraki seyahtlerim için, Cape Town'a vardığımda, aracın üzerine monte edilen bir çadır satın almıştım, Eezi Awn marka. Aslında bu çadırı o seyahate başlamadan önce de almaya uğraşmış ama, Türkiye'ye sevk etmeyi kabul edecek bir babayiğit bulamamıştım. Neyse, kısmet bu seyahateymiş. Artık, portbagajın üzerine monte edilen, kolayca açılıp katlanabilen, ferah bir çadırım var. Herhalde bu sayede direksiyon sallamaktan helâk olduğum günün akşamlarında, bir de otel aramak eziyetinden kurtulmuş olacağım.
- İlave ışık kaynaklarımı değiştirdim. Öncekiler, gece seyrinde yetersiz kalıyordu. Onların yerine, daha uzun huzmeli ve ışıması daha fazla olan 4 adet Hella FF500 seyir lambaları taktım.
- Önceki seyahatte gördüm ki, neredeyse her yerde yeterli temizlikte kullanma suyu ile, şişelenmiş içme suyu bulunabiliyor. O nedenle, gereksiz olduğuna inandığım su arıtma sistemini söktüm. Onu sökünce, PAR-MAX 4 su pompam bu durum için çok fazla yüksek kapasiteli kaldı. İki kere el yıkadığınızda tüm suyu bitiriyor. Bunun için pompayı Jabsco PAR-MAX 1.9 ile değiştirdim; debisi çok daha düşük.
- Geçen seyahatte en çok ihtiyaç duyduğum şeylerin başında insan sesi geliyordu. Sürekli müzik dinlemek bir süre sonra bıkkınlık yaratıyor. Tek başına seyahat etmenin sakıncası işte. Arabada bir radyonun olması çok faydalıymış, anladım. Konu, konuşulan dil hiç önemli değil; insan sesini duymak, sizden başka birilerinin de yaşıyor olduğunun kanıtı. Yalnızlığınızı biraz bastırıyor yani. Bunun için bir oto radyo-CD çalar aldım; basit ve ucuz bir Sony. MP3 girişi de olduğu için, müzikleri MP3 çalıcıdan dinlemeye devam edeceğim.
İnsan sesi demişken, MP3 çalıcıma yüklemek üzere internetten bolca sesli kitap indirip kaydediyorum. Görme engelliler için gönüllü kuruluşlar tarafından hazırlanıyor bu sesli kitaplar. MP3 formatında indirip, bilgisayarıma yüklemekteyim. Şimdiden 9-10 kitap oldu. Yolda dinlemek için muazzam bir hazine bana. Yardımın için teşekkürler, Mercan.
- Tabii, tüm bu değişikliklerin yanında, arabanın kargo bölümü de değişti. Daha önce eklediğim 3. koltuğu söktüm. Böylece daha geniş bir kargo bölümüne kavuştum. Tabii böylece ön kabinle kargo bölümü arasındaki kafesin kapısına da gerek kalmadı; iptal ettik. Kargo bölümünde eşyaların konulması için yaptırdığım ahşap sandıklara daha kolay ulaşılması için çelik konstrüksiyon bir şaseye çekmece rayları ile monte ettim. Böylece, en arka-alttaki sandığa ulaşmak için diğer üçünü tek tek yere indirmekten kurtuldum. Ayrıca, sandık dışındaki eşyaları da tozdan koruyabilmek için, her şeyi içine alabilecek yeni sandıklar da yaptırdım. Artık, arabanın arka kapısını açtığınızda, çeşitli boyut ve şekilde bir sürü sandık görüyorsunuz. Bir de hangisinin içinde ne olduğunu hatırlayabilsem…
Bunlarla ilgili çelik konstrüksiyon imalatı yine sevgili dostum Celâl'in şirketi Set Mühendislik'te ve yine Yusuf Usta'nın emeğiyle yapıldı. Onun aşırı kalitesi, dikkati ve benden beter titizliği ile… Sağ ol Yusuf! …ve tabii, sağ ol Celâl.
Araba ile ilgili olanlar dışında ne hazırlık yaptın, diye soran olursa… Doğrusunu söylemek gerekirse, şu ana kadar doğru dürüst bir hazırlığım yok. Seyahatin ilk etabını oluşturan İstanbul-Magadan arası bölüm için; bir başka dostum Nedim'in Avustralyalar'dan yolladığı Asya haritaları, daha sonra benim edindiğim birkaç -daha- harita, daha önceden var olan ve sonradan yenilerini aldığım Lonely Planet rehber kitapları ve internetten bulduğum bazı sitelerden okuyabildiklerim, gördüklerimle; benimkine benzer rotayı daha önceden yapmış birkaç kişinin seyahat anıları ve onlarla yazışmalarımdan ibarettir, tüm hazırlığım. Bundan sonra, yanıma alacağım şahsi eşyaların belirlenmesi ve temini kalıyor ki, onlara da artık girmeyeceğim.
|
|
|
|
|
|