ANASAYFA
BAŞLARKEN
ARAÇ VE HAZIRLIK
ROTA
ÜLKELER
YOL İZLERİ
FOTOĞRAF GALERİSİ
DESTEKÇİLER
BEN KİMİM?
İLETİŞİM
Turkce English
ETAP1 : ASYA
Başlangıç: Nisan 2009 Başı
Ülkeler:
Türkiye(4)
Gürcistan(5)
Azerbaycan(2)
Kazakistan(4)
Rusya (2)
Moğolistan(4)
Rusya (4)
Toplam: 16900 km.
Süre: 5,5 Ay
ETAP2 : KUZEY AMERİKA
ETAP3 : GÜNEY AMERİKA
ETAP4 : AFRİKA
ETAP5 : AVRUPA
 
  ETAP 1: ASYA

“İstanbul’dan yola çıkan bir araba, saatte ortalama 70km süratle hep doğuya giderek, dünyanın çevresini kaç günde dolaşır?”

Yukarıdaki sorunun cevabını, kısmet olur da o günleri -hep beraber- görürsek, 2011 yılı ortalarına doğru öğrenebileceğiz. Ama şimdi, en azından hep doğuya giderek Pasifik Okyanusu’na kaç günde ulaşırmış, ona bakalım. Tabii, bu arada başka sonuçlara da…
Önce “esastan” başlayalım; evdeki hesap neydi, çarşıda ne oldu?
 
Hangi ülkeler?
Malûm âliniz, yola çıkarken hesabım, Gürcistan’dan sonra Dağıstan ya da Abhazya üzerinden Rusya’ya girmek ve oradan da Kazakistan’a geçmek şeklindeydi. Hadi, Abhazya sınırından Gürcüler bırakmıyor ama Dağıstan konusunda da öyle çok gözümü korkuttular ki, açıkçası “yemedi”. Rotayı döndürdüm aşağıya, Azerbaycan’a doğru. Böylece başta öngördüğüm ülkeler listesine bir yenisi daha eklendi; Azerbaycan. Yani, Asya’da gezdiğim ülke sayısı 5’e yükseldi: Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Rusya ve Moğolistan. Böyle olunca, önceden Gürcistan’dan sonra Rusya’ya girip, oradan Kazakistan’a geçmeyi planlarken, Azerbaycan devreye girince aradaki Rusya bölümü kendiliğinden ortadan kalktı ve Hazar Denizi’ni feribotla aşarak Azerbaycan’dan (Bakü) direkt Kazakistan’a (Aktau) geçtim. Sonuçta, baştaki plana göre Rusya’ya 3 kez girmem gerekirken, yalnızca 2 kez giriş yaptım: Kazakistan’la arasında direkt sınır olmaması sebebiyle Moğolistan’a ulaşabilmek için ilk kez ve Sibirya’yı geçip Pasifik Okyanusu’na, Magadan’a ulaşabilmek için ikinci kez… Tabii, Kazakistan’da 15 günlük vize süremin dolması nedeniyle kalışımı uzatabilmek için bir gecelik (12 saatten bile az sürdü) Rusya geçişimi saymıyorum.
 
Kaç gün?
İstanbul’dan Magadan’a kadar sürecek olan bu rota için yaklaşık 5.5 aylık bir süre öngörmüştüm. Bu süreye, arabanın Magadan’dan konteynere yerleştirilip, Anchorage’a (Alaska) gönderilmek üzere gemiye yüklenmesi için geçecek süre de dahildi. Bildiğiniz gibi, Magadan’dan Anchorage’a gönderme hayalleri suya düştü (eksik araştırma sonucu verilmiş yanlış karar) ve Lando 2 kere gemi yolculuğu yapmak zorunda kaldı: Magadan-Vladivostok arası ve Vladivostok-Vancouver (Lando’yu, Anchorage navlun ücretinin yüksek olması ve Amerika’ya “denizden” araba sokmanın zor olduğu iddialarına “kanmam” sonucu, Kanada’ya gönderdim) arası. Her neyse. Benim, İstanbul’dan 6 Mayıs sabahı marşa basmamla, Vladivostok’ta arabayı konteynere kilitleyip 2 Ekim’de Türkiye’ye dönmem arasında 149 gün geçmiş. Bu da yaklaşık 5 ay eder; yani, benim tahminimden 15 gün daha kısa bir süre. Gerek Moğolistan’da motor arızası, gerekse Magadan-Vladivostok arası beklenmeyen gemi yolculuğu nedeniyle beklemeler hesaba katıldığında, aradaki fark biraz (herhalde bir 15-20 gün kadar) daha açılır ki, bu da önemli bir yanılgı. Ancak, süre ile ilgili tahminim zaten üzerinde çok hassas düşünülmeden yapılmıştı. Bu yüzden, bu kadarlık bir farkın kadı kızında da olacağını varsayıp, üzerinde durmuyorum.
Peki, bu sürenin ülkelere göre dağılımı nasıl? Aşağıda bu dağılımı bulacaksınız :
                Türkiye                  5 gün
                Gürcistan            17 gün
                Azerbaycan           8 gün
                Kazakistan          22 gün
                Rusya-1              12 gün
                Moğolistan           45 gün
                Rusya-2               40 gün
 
Kaç kilometre?
Gelelim ne kadar yol kat ettiğime: İşte burada biraz çuvalladığımı söyleyebilirim rahatlıkla. Asya için başta öngördüğüm toplam yol 16,900km idi. Tabii bu çok kaba bir tahmindi ve gerek “Başlarken” sayfasında, gerekse “Rota” sayfasında dediğim gibi, bu seyahati, önceki Afrika seyahatimden farklı olarak, biraz akışına bıraktığımdan, tahminimde sapma olacağını zaten bekliyordum. …da, bu kadar da değil tabii. Sapma derken ±%10-15’lik bir değişiklikten bahsediyorum. Bu da mesafenin, en kabasından 19,500km’ye, hadi deyin ki, 20,000km’ye çıkabileceğini öngörmüşüm demektir. Peki, sonuçta ne yapmışım? 29,420km. Yani, başta öngördüğümün neredeyse iki katı. Ama sebebini, aşağıdaki haritaya bakınca, sizler de anlayacaksınız. Kırmız çizgi başta öngördüğüm güzergâhı, yeşil ise gerçekte tamamladığım yolu gösteriyor. Niye böyle oldu? Dedim ya, akışına bırakacağım, diye; o da böyle aktı işte.
 
 
Ama daha da akışına bırakacaksam, bütün dünya seyahati için öngördüğüm yaklaşık 70-75,000km’lik kotayı şimdiden 120,000-130,000km’ye çıkarmalıyım herhalde.
Hangi ülkelerde, ne kadar yol yaptığımı ise aşağıda görebilirsiniz :
                Türkiye                1,633km
                Gürcistan            2,393km
                Azerbaycan        1,188km
                Kazakistan         7,845km
                Rusya-1             3,046km
                Moğolistan          5,780km
                Rusya-2              7,535km
 
Kaç para?
Gelelim yazının en önemli bölümüne; çoğunuzun merakla beklediği, hakkında sorular sorduğu konuya… Yapılan harcamalar konusu.
Yeri gelmişken anlatayım; tüm bu verileri, önceki Afrika seyahatimde başladığım bir alışkanlıkla, seyahatin başından itibaren düzenli bir şekilde tuttuğum notlardan çıkarıyorum. Bu notlar; aracın tüm hareketleri (sabah ve akşam yola çıkış ve varış tarih, saat, yer ve kilometreleri) ile yakıt ikmali ve bakım zaman, yer ve kilometrelerini işlediğim bir çetele (“log book” denilen cinsten) ile, tüm harcamalarımı, GPS’e kaydettiğim hedef nokta koordinatlarına ait referans numaralarını yazdığım, günlük notlarımı tuttuğum “kara kaplı defterim”e (aslında “sarı kaplı”) kaydedilmişlerdir. Bu kayıtlar, yazılarımı yazarken de, fotoğraflarımı derlerken de çok önemli kaynak oluyor benim için. Serde hafıza özürlülük olduğu için, bazen gittiğim, kaldığım yerlerin adını ve tarihlerini bile unutuyorum. Ya da, çektiğim fotoğrafların nerelere ait olduğunu… Fotoğraflar konusunda yaşadığım bu problemin üstesinden gelmek için, tüm fotoğraf makinelerimin saatlerini GMT’ye göre ayarlıyorum. Böylece, fotoğrafın ekli şeceresindeki zaman bilgisini kullanarak, GPS kayıtlarından fotoğrafın çekildiği yerin kesin koordinatını bile bulabiliyorum. Her neyse; bu detaylar çok önemli değil tabii de, verdiğim ve vereceğim bilgilerin güvenirliğini anlatmak için yazdım. Yani, bu malûl hafızamda tuttuğum bilgilerden derlemiyorum, meraklanmayasınız.
Esas konuya geri dönersek… Harcamalarımı 4 ana grupta toplayacak şekilde kaydediyordum. Bunlar;
  1. Ulaşım harcamaları :     
Aracın yakıt ikmali, periyodik bakımları, ufak arızalarla ilgili harcamaları, feribot ücretlerini (gezinin bu kısmında Azerbaycan-Kazakistan arasındaki Hazar Denizi feribot geçişini kastediyorum), otoyol ve köprü geçiş ücretlerini, park ücretlerini, trafik sigortası ve benzeri resmi harcamaları, taksi ücretlerini, ufak tamiratlarla ilgili harcamaları kapsıyor. Ulaşım harcamalarına giren diğer kalemler de aslında -pek tabii ki- aracın gemiyle nakliyesi (feribot değil) için yapılan harcamalarla, seyahatin bu bölümde karşılaştığım beklenmedik büyük arıza harcamaları ve benim uçakla yaptığım yolculuklar da katılmalıdır. Ancak, bunlar pahada çok ağır geldiklerinden, genel bütçeyi aşırı derecede şişirmekte, dolayısıyla, günlük harcama rakamlarını da gerçek değerlerin çok üzerine çekmektedir. Bu yüzden, maliyet hesaplamalarını yaparken bu yekûnlu harcamaları toplam tutarın dışında bıraktım.
  1. Konaklama harcamaları :
Konaklama harcamaları, -tabii- otel, motel, pansiyon, kamp v.s. konaklama yerleriyle ilgili harcamaları kapsıyor. Bazı otellerde (bu seyahatte çok azdı) kahvaltı oda fiyatına dahil; artık onları ayırmadım. Çamaşırımı kendim yıkamadığım yerlerde ya otellerin (ya da pansiyon, guest house v.s.) çamaşır servislerinden yararlanıyordum, ya da -bulabilirsem- bir çamaşırhanede yıkatıyordum. Sonuçta, çamaşır yıkatmakla ilgili harcamaları da konaklama harcamalarına dâhil ettim.
Ulaşım harcamalarında olduğu gibi, seyahatin son kısmı (ki, ben bu kısım olarak Magadan’dan uçakla ayrıldığım günden sonraki bölümü kabul ediyorum), zorunlu olarak yani, daha uygun/ekonomik şartlarda iaşe ve ibatenin (hadi, buyurun bakalım, bir eski Türkçe lâf daha, “beslenme ve konaklama” demektir) mümkün olmadığı yerlerde ve şartlarda geçtiği için, bu döneme ait harcamaları da maliyet hesaplamasının dışında tuttum.
  1. Beslenme giderleri :
Açıklamaya gerek yok ama; tüm yemek, yiyecek/içecek içerikli alış-verişler, restoran, bar, pub v.s. her türlü içkili-içkisiz eğlence harcamalarını kapsıyor.
  1. Diğer giderler :
…ve diğer tüm giderler. Kitap, kırtasiye v.s. alışverişler, vize ücretleri, müze duhuliye ücretleri, internet harcamaları, telefon için yapılan harcamaları, “bahşişler” (birkaç gümrükçü ve trafik polisine vermek zorunda kaldığım paraların gerçek tanımını kullanmaya gönlüm razı olmadı) kapsıyor.
Yukarıda yazdıklarım ışığında, toplam harcama rakamım şudur :
US$10,878.00
Bunun yukarıdaki 2. maddede belirttiğim son “sefa günleri” hariç tutularak, yani 149 gün yerine 137 gün hesabıyla günlük ortalaması da şöyle :
US$79.40
Günde ortalama US$50.00 gibi bir hedefle yola çıkıp da, 79 Dolarlar seviyesine gelince insanın biraz canı sıkılıyor tabii ama, önceki seyahatimin (Turafrika) US$89.00 tutarındaki genel ortalamasını göz önüne alınca ilerleme olduğunu da görüyorum. Peki, bu günlük ortalama harcama rakamının ülkelere göre gösterdiği değişkenliğe de bakalım mı?
Türkiye              US$113.20
Gürcistan            US$45.30
Azerbaycan        US$66.10
Kazakistan          US$64.34
Rusya-1              US$80.60           
Moğolistan          US$61.20
Rusya-2            US$145.00
Gördüğünüz gibi, Rusya-2 ve Türkiye açık ara önde göğüslemişler ipi. Türkiye’nin sebebi belli; çok kısa süre (yalnızca 4 gün) ve pahalı yakıt. Ancak Rusya-2’nin bu kadar yüksek çıkmasının başlıca sebebi, konaklamanın çok pahalı olmasıdır. Buna bir de, kısa sürede yapılan uzun yol nedeniyle, günlük yakıt harcaması ortalamasının yükselmesi eklenince, ortaya böyle bir sonuç çıkıyor.
Beni en çok şaşırtan, Gürcistan’ın, diğer tüm ülkeleri utandıracak kadar düşük bir ortalamaya sahip olması. Ben, doğrusu, Moğolistan’ı bu konuda daha umutlu görüyordum.
Nihayetinde Rusya-2 ve Türkiye’yi bir tarafa bırakacak olursak, aslında hiç de fena sayılmayacak rakamlarla işi bitirmişim gibi görünüyor. E, pek de bir şeylerden kısmadım, kendi standartlarımda. Yer yer, kimi overlander’cılar (kıta-aşırı seyyahlar) için lüks sayılabilecek  bir yaşantıydı benimkisi.
Son olarak, yaptığım kilometreler, bunların ülkelere göre dağılımı ve günlük ortalamaları ile, ülkelere göre motorin fiyatları (ve bunun değişimleri) ve benim ortalama yakıt tüketimimi gösterir bir tabloyu da aşağıda vereyim:
 
 

ÜLKE
TOPLAM KATEDİLEN YOL (km)
TOPLAM GÜN
GÜN BAŞINA YAPILAN YOL (km)
TOPLAM TÜKETİLEN YAKIT (lt)
ORTALAMA YAKIT TÜKETİMİ (lt/100km)
ORTALAMA BİRİM FİYATI (US$/lt)
MİN. BİRİM FİYAT (US$/lt)
MAKS. BİRİM FİYAT (US$/lt)
TÜRKİYE
1,633
5
327
212
13.0
1.65
1.64
1.68
GÜRCİSTAN
2,393
17
141
301
12.6
0.77
0.73
0.80
AZERBAYCAN
1,188
8
149
136
11.5
0.56
0.56
0.56
KAZAKİSTAN
7,845
22
357
1,066
13.6
0.43
0.36
0.52
RUSYA-1
3,046
12
254
405
13.3
0.60
0.55
0.63
MOĞOLİSTAN
5,780
45
128
691
12.0
0.97
0.87
1.02
RUSYA-2
7,535
28 (40)
269
884
11.7
1.24
0.83
1.67
TOPLAMLAR / ORTALAMALAR
29,420
137 (149)
215
3,695
12.6
 

Seyahatin en ucuz motorini; Kazakistan´da Alma Ata yakınlarında 
  Seyahtin en pahalı motorini; (Türkiye dışında) Rusya-2´de, Kahndiga ve Tomtor´da

Yukarıdaki tabloda her şey görülüyor. En ilginç sonuç ise, yol şartlarının en kötü olduğu iki bölümde; Moğolistan ve Rusya-2’de ortalama yakıt tüketiminin düşüklüğü.

İşte sayılar böyle.

Sonuç

Seyahatin en zor olacağını düşündüğüm etabını bitirdim. Gobi Çölü’nü ve Kolima Yolu’nu geçmeyi planlıyordum, geçtim. Baştan öngörülemeyecek, ama olması muhtemel bir takım sorunlar yaşadım. Ancak, hiç biri, Afrika’da yaşadığım 2 soygun kadar önemli değildi ve -tabii- onlar gibi moralimi bozmadı. Moralim, neredeyse hep çok iyiydi. Tehlike hissetmedim mi? Hiç hissettiğimi hatırlamıyorum. Ya korku? Onu da fazla yaşamadım. İki ayrı olayı hatırlıyorum, korku deyince: İlki Kazakistan’da, Balkaş’tan Semey’e giderken, gece şiddetli fırtına ve yağmurlu havada, yıldırımlardan kaçarkenki halim. Diğeri de, “eski” Kolima Yolu’nda, çamur gölünde geçirdiğim gecede, karın başlaması anı. Onlar da -aslında- büyük bir korku yaşatmadı ama, ürperdiğimi hissediyorum şimdi. Halbuki, Sibirya için neler söylenmiş ve yazılmıştı bana; yol kesen haydutlar, fidye için adam kaçıran illegal altın madencileri, sebepsiz yere adam bıçaklayan ayyaşlar, gördüğü her yabancıdan para gasp eden şehir Mafyaları, adım başı rüşvet alan polisler ve daha neler neler… Afrika seyahatim öncesinde de benzer “şehir efsaneleri” anlatılır dururdu hep. Bir kısmına kulak asmamakla beraber, bazıları da beni hep tedirgin etmişti. Daha sonra, bu söylentilerin kulaktan kulağa yayılıp, yayılırken de şişen/şişirilen balonlar olduğunu anladım. Bunları bana söyleyenlerin çoğu da zaten, oralara gidip gören, insanlarını tanıyanlar değillerdi genellikle. Onlar da duyduklarını, okuduklarını aktarıyorlardı. Onları suçlamıyorum kesinlikle, beni uyarmaktı niyetleri; karşılaşacağım tehlikelere karşı. Ancak, şunu da fark ettim ki, bu -aslında- ipe sapa gelmez dedikodularla korkup, yerimize çakılıp kalıyoruz. …ve tüm o güzellikleri kaçırıyoruz korkudan. Dünyanın hiçbir yerinde tehlike yoktur, demek istemiyorum tabii. Mutlaka her zaman tedbirli olmak, tehlikeyi koklamak lazım. Ancak, ya bir şey olursa, korkusuyla özgürlüğümüzü sürekli kısıtlamak da doğru değil. Bugün dünyanın birçok büyük kentinde yaşayabileceğiniz tehlikeler bile, böyle bir seyahati yaparken maruz kalabileceklerinizden çok daha fazla ve şiddetlidir, bence. Hele İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsanız, benim bu seyahatte karşı karşıya olduğum risklerden çok daha fazlasıyla her an dirsek temasındasınız demektir.

Sonuç olarak, seyahatin bu ilk ve en zor bölümünden çok keyif aldım. Moralim hep yüksekti. Çok güzel insanlarla tanıştım. İyi dostlarım oldu; bunlara -her şeye rağmen- Hans da dahildir. Önemli tecrübeler edindim. Daha da önemlisi, belki bir daha hiçbir zaman gidemeyeceğim, göremeyeceğim yerleri gördüm. …ve Asya’yı bitirdim.

Lando mu? O şimdi Kanada’da, Vancouver’da bir depoda beni bekliyor; sakin ve sessiz. Karlar altında. Nisan’da kavuşmak ümidiyle…

İSTANBUL'DAN İSTANBUL'A...
“Nerdeen nereye” der, yaşı biraz kemâle ermişler, eskiyi görmüş kişiler; zamanın değiştirdiği çehrelerden, tarihin eskittiklerinden, unutulanlardan, mazide kalanlardan, özlenenlerden bahsederken.

“İstanbul’dan İstanbul’a” da, -eğer sonuçlanabilirse- başı mazide kalacak, eskiyecek; tarihin, baştaki İstanbul’u eskitip, yerine yenisini, sondaki İstanbul’u koyacağı uzun bir projenin adı. Belki iki sene dediğiniz o kadar da uzun bir süre değil ama, iş bir seyahatten bahsetmeye geldi mi, pek de yabana atılmaz hani.

Bir seyahatten bahsediyorum, evet. İstanbul’dan başlayıp, sürekli doğuya giderek tekrar İstanbul’u bulacak bir seyahat. Bundan önceki Afrika seyahatimde (www.turafrika.com) olduğu gibi, İstanbul’daki evimin önünden arabamla, tek başıma çıkacağım bir seyahat, sözünü ettiğim. Ama bu sefer, farklı olarak, dönüşüm de yine arabamla ve evimin önünde sonlanacak. Toplam 5 kıta ve yaklaşık 40 ülke geçeceğim bu seyahat boyunca. Şu anda bulunduğunuz bu sitede, kalemimin, vaktimin, dermanımın yettiğince ve dilimin döndüğünce, sizlere -yine önceki seyahatimde olduğu gibi- anılarımı, gördüklerimi, okuduklarımı, yaşadıklarımı anlatmaya çalışacağım.

Sitede altı farklı sayfa görüyorsunuz. Şu anda okumakta olduğunuz yazının yer aldığı “Ana Sayfa”, aynı zamanda seyahat boyunca sıkça güncellemeye çalışacağım “günlüğüm”ün bulunduğu sayfalara da ulaşmanızı sağlayacak. Bunlara, kıtaların isimlerinin bulunduğu butonların altındaki ülke listelerinden istediğiniz birisini seçerek ulaşabileceksiniz. Her kıtaya ait buton, o kıtadaki seyahatimin fiili olarak başlamasıyla sayfa üzerinde aktif hale gelecek. Her butonun altındaki ülke listeleri de, her yeni ülkeye girdikçe zenginleşecek. Yani, seyahate başlamadan herhangi bir kıta butonunu aktif göremeyeceksiniz.

Seyahatin başlamasıyla birlikte ilk aktif olacak buton Asya olacak. Seyahatin Türkiye’deki kısmı da, Asya kıtası altında, Türkiye bölümünde anlatılacak. Buna bazılarınız içerleyebilir; “Biz Avrupa Topluluğu’na girmeye uğraşırken, sen bizi Asya’ya mı dahil etmeye çalışıyorsun?” diye. Bu benim seçimim değil. Coğrafya bilgilerim öyle söylüyor.

“Başlarken”sayfası, bir önsöz. Bazıları, kitapların önsözlerini okumaz, atlar. Bizim önsözümüzde biraz da projenin biyografisi var. Hani, nereden çıktı bu fikir, diye soranlarınız varsa…

“Araç ve Hazırlık” sayfasında, seyahatim boyunca benimle birlikte olacak, meşakkatini belki benden de fazla çekecek, bundan önceki seyahatimde de beni hiç üzmemiş, yolda bırakmamış olan emektar arabamı, özelliklerini, önceki seyahatten sonra yapılan ilaveler ve tadilatları bulacaksınız. Bu sayfa ayrıca, seyahate hazırlık sürecini de anlatıyor.

Sitenin belki de en çok ziyaret edilen sayfası -tabii, zorunlu ziyaret edilen bu sayfadan sonra- “Rota”. Burada, seyahat rotası ve geçilecek ülkeler hakkında kısa bilgiler ile, öngörülen rotayı gösteren bir dünya haritası var. Ancak daha ilginci, başlangıçtan itibaren GPS’le sürekli kaydedeceğim yol izlerimi bu sayfada bulacaksınız. Yazılarımı her güncellememle birlikte, bir öncekinden itibaren katettiğim yola ait yol izini listeye ekleyeceğim. Bu dosyaları, Google Earth eşliğinde açarak, tüm “ayak izim”i görebileceksiniz.

Bu projenin finansmanını tümüyle kendi imkanlarımla karşılıyorum. Yani, herhangi bir sponsorum yok. Ancak, gerek teknik, gerekse lojistik anlamda bazı firmaların desteğini almak, benim hazırlık sürecinde işlerimi kolaylaştırmak ve seyahat sırasında problemleri çözmemde yardımcı olmanın ötesinde, itici güç ve cesaretlendirme yönünde de büyük yarar sağlıyor. İşte bu anlamda projeye yardımcı olan firmaların listesini ve onlara ait web sitelerinin linklerini de “Destekçiler” sayfasında bulacaksınız.

Son olarak, bu sayfayı izleyenlerin, seyahatim sırasında benim yalnızlığımı unutturacak mesajları ile yolumu aydınlatmaları, bana ulaşmaları için “İletişim” sayfam var. İşte aslında sizden en çok ziyaret etmenizi istediğim sayfa bu. Bana göndereceğiniz her mesaj, size yalnızca daha hevesle ve şevkle yazılmış yazılar olarak geri dönecektir. Yoksa, ne yol, su, elektrik; ne de köprü olarak…

Evet! Bir terslik olmaz ve her şey planlandığı gibi giderse Nisan ayının ilk yarısında yola çıkıyorum. Bu sayfayı takip edin, takip ettirin.

Haydi, rastgele!

Ali Eriç
İstanbul, 3 Mart 2009
Anasayfa | Başlarken | Araç ve Hazırlık | Rota | Ülkeler | Destekçiler | İletişim